
Bu blogun bir de yancısı var, şurada. Buradaki yazılarla oradaki paylaşımlar arasında adını koyabileceğim bir bağlantı veya bir tanımlı bir fonsiyon türü yok. Fakat her iki akışta da aynı zihinsel atmosferin biçimlendirdiği, aynı arayışın yön verdiği ürünler var; bir birliktelik gösteriyorlarmış. Bunu ben de yeni yeni farkediyorum. Okur-yazarlık meraklarım dolayımında gelişen blog maceram veya yazma hevesim epey eskidir. Fotoğraf paylaşmaya yeni başladım sayılır. Geçen senenin sonunda gözden geçirip ayıklamaya oturduğum eski fotoğraflarımdan bir kısmını epey çekici bulmuştum. Onlar vesile oldu, çektiğim fotoğrafları yayınlama isteğine. Tabi nicelik olarak az sayıda fotoğraftan bahsediyorum ama bana bir böbür vesilesi olmaya yetecek kadar da var onlardan. Böylece böbürümü de yanıma alarak pandemi dönemimden beri ilk kez makinemi alarak dolaşmaya, yeni fotiler çekmeye başladım. Genel olarak aylak bir dönem geçirdiğim için epey de zaman ayırabiliyorum bu işe. Hah işte bu meşguliyetin ürünlerini o hesaptan yayınlıyorum. Elbette mükemmel fotiler değil, fotoğraf tekniği açısından kusurları vardır ama onları bir arada görmenin tadı da var.
Okumaya devam et “hidden aspects of the city: şehrin çavuşları *”








