ilk sergimi açıyorum.
Okumaya devam et “Duvarlarınıza Bayıldım.”Kategori: Şehir ve Mimarlık
Çeviri Mimarlık Edebiyatı: Şehir Efsanesi



Bu yazı şu yazının bir devamı olarak da okunabilir. Aslında ona ilaveler yapmak niyetiyle oturmuştum fakat fazla uzadı, ayrı bir başlık açmak gerekti. Daha da uzayacak gibi duruyor. İtalyan mimar Aldo Rossi’nin yazdıkları dolayısıyla epeydir kafamda biriken şeyleri ayıklama fırsatı buldum sanıyorum. Ayıklamak için yazıyorum.
Okumaya devam et “Çeviri Mimarlık Edebiyatı: Şehir Efsanesi”Mimarlık Vakti
usta olduğunu aklından çıkarma
avantajlarından faydalan
hata yapmama ya da az hata çok az avantajı
pişman olacağın şeyleri yapmama avantajı
bir sınır koyabilme
saygı duyuluyor olma avantajı
herkes bunun için çırpınıyor
korkuyla karışık saygı duyuluyor olma avantajı
bir adım yaklaşmaya çekiniliyorsa
bir adım yaklaşmalarına izin verme
*Sijo, Mehmet Davut Özdal,
Okumaya devam et “Mimarlık Vakti”Çeviri Mimarlık Edebiyatı: Arketon*

Bir kitap vesilesiyle özelde Arketon’un genelde Türkiye’deki mimarlık yayıncılığının serencamına giriş yapmış bulundum. Buradan öteye yol var.
Okumaya devam et “Çeviri Mimarlık Edebiyatı: Arketon*”Bir Uçurum : Go Ask Alice
Türkçe Mimarlık Edebiyatı: Cogito, ergo sum
Okumaya devam et “Türkçe Mimarlık Edebiyatı: Cogito, ergo sum”Belki de cevap, İstanbullu’nun kentinin fiziksel çevresini var eden bileşenleri nesne olarak kavrama evresine gelemeyişiyle bağlantılıdır. İnşai çevre ve yapılar, hala toplumsal ilişkiler ve bayatlamış büyük tarihsel anlatılar içinde (yani nostaljik olarak) ama birer nesne olarak mesafelenerek irdelenememektedir. Daha da çarpıcı olan, kentsel elemanların nesne haline getirilemediği bu metropolde olup bitenin aslında öznesiz bir modernleşme olarak nitelenmesi gerektiğidir.
Türkçe Mimarlık Edebiyatı: ‘Güvercin’
Okumaya devam et “Türkçe Mimarlık Edebiyatı: ‘Güvercin’”Otel, banka, mektep, iskele, şimdi dışarıdan minaresi ve içeriden minberi eksik birer cami karikatürüdür. Bu tarz inşa usulüne mimarlarımız “Türk Mimarisi” diyorlar. Hakikaten bu çirkin taş yığınları Türk Mimarisi midir? O halde güvercinler neye bu mimariyi bir türlü sevmiyorlar?
Çini gibi, şark mimarisinin mütemmimi olan güvercinler, semanın her köşesinden üşüşerek, kubbe ve minare olan yerlerde küme halinde toplanırlar. Sinan’ın en hakiki hayranları, şadırvanlar etrafında, fıskiye, fıskiye serpintileri ve kavs-ı kuzahları içinde oynaşan bu lacivert kanatlardır.
Halbuki güvercinler, ne ecnebi banka binalarının sahte arabesklerine, ne de Evkaf hanlarıyla Seyr-i Sefain İskelelerinin kubbelerine ve süslü saçaklarına aldanıyorlar. Düyun-u Umumiye’nin damları üstüne bir güvercinin konduğunu henüz bir kimse görmemiştir. Güvercin, şayan-ı hayret bir anlayışla usta Sinan ve Kasım’ı aciz mukallitlerinden ayırmakta zerre kadar tereddüt göstermiyor.
Büyük mimarlarımızın bazen fikir danışması için, sanayi-i nefise encümenine bir güvercinin de aza intihab edilmesi acaba muvafık olmaz mıydı?
Türkçe Mimarlık Edebiyatı: Araf
Okumaya devam et “Türkçe Mimarlık Edebiyatı: Araf”1971 ‘de, 1968 devrimi sonrasını solumak üzere Paris’e bir “baskın” yapmıştık. “AA Arrive” (AA Geliyor) sloganı ile gittiğimiz Paris’te UP6’nın kahramanlaşmış düşünürü Henri Lefevre’den diyalektik materyalizm (özdeksel eytişimcilik) dersi alan Archigram ve öğrencileri, siyasal düşünce ile mimarlığın ilintisini pek kavrayamamışlardı. Doğal olarak Bouleverd Saint-Michel’de zırhlı araçlara bindirilmiş kalkanlı toplum polisine de pek anlam verememişlerdi. (Çünkü, ingiltere’de polisin görevi göstericileri korumaktı) Oysa kendi düşüncelerinin yeterince toplumcu olduğuna inanıyorlar ve en çok yakın yıllarda (1967) çıkmış ve çok etki uyandırmış olan Architecture of Revolution yazarı Anatol Kopp ile tanışmak istiyorlardı. Bolşevik devrimi sonrası gelişen Konstrüktivist mimarlık doğal olarak Archigram’ın “technophiliac” özlemleri ile birebir uyum içinde idi. Ama Paris’teki söylem, mimarlık ve çatkıdan çok siyaset içerikli idi. Ecole de Beaux Arts’ın avlusunda Parisli gençleri şaşırtmak isteyen Archigram, öğrencilerin aşırı siyasal ilgilerine şaşırmak durumunda kalmıştı. O ortamda, Archigram tutkusu ile 60-70 geçiş döneminde Türkiye’de öğrencilik yapmış olan bana, çok önemli bir düşünce yorumculuğu görevi düşüyordu. Paris’lere Archigram’ı ve AA’i, Londralılar’a da mimarlığın toplumsal bir eylem olduğunu anlatmak bana kalmıştı.
Türkçe Mimarlık Edebiyatı: Cennet
Okumaya devam et “Türkçe Mimarlık Edebiyatı: Cennet”Her koşul altında mutlak uyum içindeki tüm yaratıklar için çevre, her an cennettir. Ancak insan, bilincinin sağladığı fırsatla dünyanın yüce güzelliğini idrak edecek ve yaradılışın kurallarına uyarak, varlığın idrakini mümkün kılan referans noktalarını oluşturmak suretiyle çevresiyle uyumlu bir cennet inşa edebilir.
Sadeliğin müstesna değeri ile çeşitliliğin yarattığı çok boyutluluk dünyaya, tarihe ve geleceğe sorumluluk duygusuyla bakanlar için evi, şehiri bilinçle yaşayan bir cennet düzeyine eriştirir. Demir Evler tarihi tecrübenin değerlendirilmesi yoluyla elde edilecek çözümlemelerin insana ve varliğın olanaklarına duyduğumuz güvenin bir ürünü oldular.






















