Okumaya devam et “Türkçe Mimarlık Edebiyatı: ‘Güvercin’”Otel, banka, mektep, iskele, şimdi dışarıdan minaresi ve içeriden minberi eksik birer cami karikatürüdür. Bu tarz inşa usulüne mimarlarımız “Türk Mimarisi” diyorlar. Hakikaten bu çirkin taş yığınları Türk Mimarisi midir? O halde güvercinler neye bu mimariyi bir türlü sevmiyorlar?
Çini gibi, şark mimarisinin mütemmimi olan güvercinler, semanın her köşesinden üşüşerek, kubbe ve minare olan yerlerde küme halinde toplanırlar. Sinan’ın en hakiki hayranları, şadırvanlar etrafında, fıskiye, fıskiye serpintileri ve kavs-ı kuzahları içinde oynaşan bu lacivert kanatlardır.
Halbuki güvercinler, ne ecnebi banka binalarının sahte arabesklerine, ne de Evkaf hanlarıyla Seyr-i Sefain İskelelerinin kubbelerine ve süslü saçaklarına aldanıyorlar. Düyun-u Umumiye’nin damları üstüne bir güvercinin konduğunu henüz bir kimse görmemiştir. Güvercin, şayan-ı hayret bir anlayışla usta Sinan ve Kasım’ı aciz mukallitlerinden ayırmakta zerre kadar tereddüt göstermiyor.
Büyük mimarlarımızın bazen fikir danışması için, sanayi-i nefise encümenine bir güvercinin de aza intihab edilmesi acaba muvafık olmaz mıydı?
Etiket: Ahmet Haşim
Türkçe Mimarlık Edebiyatı: Maruzat

Bu başlık altında hasbelkader takipçisi olduğum mimarların jestlerini masaya yatıracağım. Bu masayı döneminin eskiyi ihya etme iddiasındaki mimarlarına “Hani güvercinler nerede?” diye soran Ahmet Haşim kurdu. Buradayız diyorum. Mimarları veya mimarlık uzmanlarını iddialarından yakalamak için yazıyorum.
Okumaya devam et “Türkçe Mimarlık Edebiyatı: Maruzat”Lirik Yerleşme Edebiyatı: Düşünmek
Bir taraf bahçe bir taraf dere
Ahmet Haşim
Gel uzan sevdiğim benimle yere
Suyu yakuta döndüren hazan
Bizi gark eyliyor düşüncelere
Güneş derimi yakıyor. Hava göğsümü okşuyor. Su bacaklarımı yalıyor. Hayırsızadalar, Bozburun, dağdaki duman, yelkenli, ay, kayalar, yeşil, çocuk çamlar etrafını sarmış. Bu manasızlığın ortasında önce herkesi, sonra da sevgilim, bilhassa seni düşünüyorum.
Sait Faik
