Türkçe Mimarlık Edebiyatı: Maruzat

Bu başlık altında hasbelkader takipçisi olduğum mimarların jestlerini masaya yatıracağım. Bu masayı döneminin eskiyi ihya etme iddiasındaki mimarlarına “Hani güvercinler nerede?” diye soran Ahmet Haşim kurdu. Buradayız diyorum. Mimarları veya mimarlık uzmanlarını iddialarından yakalamak için yazıyorum.

Pekala bu masaya başka oturmak isteyen var mı? Pek sanmıyorum. Ama ben ısrarla davet ediyorum. Kimi? Bu minvalde yazdığım bir yazıyı zorla okuttuğum birkaç arkadaşın sessizliğini “Şimdi biz bunu niye okuduk? ” veya ” Senin derdin ne?” diyemeyişlerine yordum. İyi bir eleştiriydi. Daha çok daha yalın güvercinperver eleştiriler alabilmek için yazıyorum. Dolayısıyla zorbaları beklerim.

Bahsettiğim yazıyı okuyan arkadaşların sessizliği biraz da konuya uzaklıklarından kaynaklanıyordu muhtemelen. Bu da iyi bir eleştiriydi. Öyleyse konuya kaptırmak bir tuzak olabilir. Oysa ki ben konudan bağımsız, yazıyı okutabilmenin peşindeyim. Her şeyden evvel yazdıklarımın tartısının Türkçe olmasını isterim. Türkçe okurlarını beklerim.

Konu diyelim mimarlık olsun. Böyle olunca bir uzmanlık alanından konuşuyor olabiliriz. Dolayısıyla uzman olmayanları buraya çağırmanın bir anlamı olmaz. Mimarlık ve literatürü de zaten mimarlara ya da uzmanlarına hitaben yapılan jestlerden ibaret kaldığı için sorunlu ve tuzaklı. Bu tuzağa düşmek ihtimali hep var olsa da en azından başlangıçta onu aşabilmek için konuya mimarlık edebiyatı diyeceğim. Bu başlık altında, mimarlık kapalı çevriminde görünen hatta tekrarlanan bazı jestlerin izini süreceğim. Bundan ne umuyorum? Yazı çıkarmayı umuyorum. Polisiye edebiyat severleri beklerim.

ceci tuera cela.

Yorum bırakın