Mimari Dolaşım Biçimleri : Küre

Tanzimat aydınını Osmanlı kültürünün özel koşullarını hesaba katmamakla ve teslimiyetçi bir Batıcılık’la suçlamadan önce ” modern olma “nın, ” aydın olma “yla kısmen çakışan ve dünyanın neresinde olursa olsun değişmeyen bir nitelik taşıdığını düşünmek gerekir. Reformlar açısından pratik bir yararı olmayan ve bugün bile ütopik görünen, cami avlusuna anıt dikme düşüncesi, yalnızca avangard bir modernizmle açıklanabilir. Bu radikal tavır, sadece bugün değil, Tanzimat’ın ilk yıllarında doğan kuşak tarafından da l860’ların ortalarından itibaren eleştirilmeye başlanmıştı.  Ancak Modernizm ve Aydınlanma tartışmalarının oldukça yoğunlaştığı günümüzden geriye bakıldığında, Türkiye’ de kısa süreli ve sınırlı da olsa, Modern’ i başlatan böyle bir dönemin 1840’larda var olduğunu düşünmek insanı mutlu kılıyor. Ben kendi hesabıma, Divanyolu’ndan her geçişimde, 70 cm çapındaki o küçük küreyi, İstanbul’daki ilk modern yapı olarak selamlıyorum.

Bu paragrafı Günkut Akın’ın ” Tanzimat ve Bir Aydınlanma Simgesi” başlıklı yazısından aldım. Yazı, 1992 yılında yapılan “Osman Hamdi Bey ve Dönemi Sempozyumu”nda sunulan bildirileri içeren aynı isimli kitapta yayınlanmış. Dolayısıyla bilimsel bir boşluğa değil de insanlara hitap eden bir konuşmanın metni.

Buraya aldığım son paragraftaki argümanlarından bağımsız olarak özetlemeye çalışayım; Tanzimat heyecanı yaşayan İstanbul’a, Fransada gelişen Aydınlanma düşüncesinin bir ürünü olarak gelmiş küre-anıt fikrinin, inşa edilmesi söz konusu olduğunda nasıl da ancak çeşmeye dönüşerek kendine İstanbul’da yer bulabildiğini, dönemin gazetelerinden izini sürerek anlatıyor. Bu küre II. Mahmut Külliyesinin hemen önünde. Dönemim büyük anıtsal yapıları arasında sayılan külliye projesi dahilinde yapılmış fakat fiziksel olarak haricinde. Yazıyı okuyana kadar ben de varlığından haberdar değildim. Fakat o günden sonra küreyi başka yerlerde ve hep de camilere bitişik olarak, ne anıt ne çeşme fakat küre olarak buldum. Günkut Akın’ın kurcalanacak şeyi bulmak maharetini selamlıyorum ben de her seferinde.

Günkut Akın’ın bize anlattığı hikayeden yaptığı çıkarıma taraftar değilim. Fakat benzer kürelere, yahut küre imgesine, Ankara’da Hacı Bayram Cami bahçesinde ve Kuveyt’te alelade bir caminin önündeki sebil olarak rastlamak tarafsızlığımı bozdu. Artık Divanyolu’ndaki yekpare mermerden ziba çeşmenin hikayesini kurcalamalıyım.


  • nerede cıkıyor

Yorum bırakın