Modern Mimarlik İmtihanı: Okul

Mektep binasının tarzı inşası ile orada tatbik edilen usulü terbiye ve mektebin inzibat ve tedrisatı arasında umumiyetle zannedildiğinden daha sıkı bir münasebet vardır. Alelade binalar, müterakki usullerin tatbikini hemen otomatik surette meneder, ve muallimler ile talebeyi münhasıran kitap ile tedris ıztırarında bırakır; bunlara azamî olarak birkaç harita levha ve eşya derslerine ait levazım ilâve edilebilirse de böyle binalarda bunlardan fazla istifade edilemez. Bu hal talim ve tedriste talebenin münfeil bir vaziyette kalmasını, intaç ve muhakeme, icat ve icra kabiliyetleri zararına olarak hemen münhasıran hafızanın istimalini terviç eder. Binaenaleyh mektep binaları ile eşya ve teçhizatı meselesi fevkalâde mühimdir. Muallimlerin ihzarından sonra sıra buna gelir; umumiyet itibarile mimarlar, talim ve terbiye ihtiyacatına kâfi derecede vâkıf değildirler; mahallî idareler tedrisat ihtiyacatına muvafık olmasından ziyade görünüşünü düşünürler. Binalarda sıhhat ve nezafet esaslarına göre tertibat yapılmazsa, elişleri, idarei beytiye, resim ve sanayii nefise, kütüphane, müze, ilh, için münasip mahaller mevcut olmazsa maarifin muntazam bir inkişafla terakki etmesi mümkün olamaz. Binaenaleyh şunu teklif ediyorum. Vekillikte bir mebani ve levazım müdiriyeti teşkil eylemelidir. Bu müdiriyetin fenni mimaride maharet sahibi ve fazla olarak mektep hıfzıssıhha ve nezafetine, terbiyevî nazariyat ve ameliyata, ve muhtelif memleketlerde maarif ihtiyacatına en ziyade tevafuk ettiği tecrübe edilen inşaat tarzlarına tamamile vâkıf mütehassısları bulunmalıdır. Şunu da söyliyeyim ki bu teklif, bütün binaların mükellef ve pahalı olmasını tazammun etmez, iktisadî cihet te mütalea olunmalıdır. İhtimal ki Türkiyenin bazı yerlerinde «açık hava» yahut «yarı açık hava» denilen tarzda mektepler de yapılabilir. Herhalde bu müdiriyet mütemadiyen bütün müterakki memleketlerden inşaat plânları celp ve tetkik etmelidir. Muhtelif tarzlarda mektep binalarının mufassal plânlarını hazırlamalıdır ve sair memleketlerde ileride kabul edilecek ıslahatı takip etmelidir. Yeni bütçeye bu hususta lâakal iki üç kişi yetiştirmeğe kâfi tahsisat konulmalıdır.

Bu satırların yazarı John Dewey. Burada, 20. yy’ın ilk yarısında Amerika’nın en büyük alimlerinden olduğu ve birinci dünya savaşı ertesinde, dünyanın farklı yerlerinde duyulan eğitim reformu ihtiyacına cevap vermek üzere, Asya, Avrupa ve Afrika’da bir çok ülkede bulunduğu yazıyor. Henüz amerikanlaşmanın küresel ölçekte siyasi ve ekonomik bir model olarak ortaya çıkmadığı bir dönemde eğitim alanında beynelminel olduğu varsayılan uzmanlığı ilgililerince kabul edilmiş gibi gözüküyor. O yıllarda, Türkiye’de Cumhuriyet’i henüz ilan eden ve muhakkak ki Cumhuriyet’i inşa edecek nesilleri yetiştirmek uğraşında olan kadroların da dikkatini çekmiş Dewey. Maarif Vekaleti’nin davetiyle 1924 yılında ülkemizi de ziyaret ettiği, mevcut eğitim sistemi üzerinde incelemeler yapmak üzere İstanbul’da ve Ankara’da bulunduğu ve 2 aylık ziyaretin neticesinde türk eğitim sisteminin nasıl geliştirilmesi gerektiğine dair kendi görüşlerini içeren raporlarını ilgililerine sunduğu yazıyor burada.

Bu raporlar, Hasan Ali Yücel’in vekalet ettiği dönemde, 1939 yılında kitap olarak yayınlanmış. Bir kopyası burada mevcut. Kitapta vekaletin Dewey’den aldığı iki rapor var biri hemen ziyareti esnasında yazılmış “İptidai Rapor” ve ikincisi Amerika’ya döndükten sonra gönderdiği daha kapsamlı olan “Esas Rapor.” Yukarıda alıntıladığım paragraf bu ilk raporda yer alan ve Dewey’in okul mimarisine ilişkin tespit ve önerilerini içeren maddenin tamamı. O kadar güzel yazılmış ki kısaltmaya kıyamadım. Bulduğuma çok sevindiğim bu raporun tamamını elbette okuyamadım. Kabaca göz gezdirerek şunu çıkardım; hepimiz Dewey’in raporundan çıkmayız.

Fakat Dewey’in raporuyla ilk imtihan edilen, aynı yıllarda vekaletin gündeminde olan yeni muallim mektebinin mimari projelerini hazırlamakla görevlendirilen Kemalettin Bey olmuştur sanıyorum. Yukarıdaki paragrafı da bu çerçevede şöyle dikkate alıyorum; üstad eğitimci kendi uzmanlık alanından bakarak okul mimarisinin temel ilkelerini muhataplarına yazıyor, muhatapları bu yazılanları bir ödev olarak alıyor ve uygulaması için üstad mimarın masasına bırakıyor. Burada Kemalettin Bey’in masasında gelişen mimari tasarım sürecini ve bu sürecinin çıktılarında ifadesini bulabileceğimiz mimari çözümleri, yukarıdaki paragrafta mesele edilenlere bir cevap olarak değerlendirmek ve mimarın yaptığı iş üzerine spekülasyon yapmak istiyorum.

Bu imtihanda Kemalettin Beyin çaktığını nahoş bir olay dolayısıyla öğrendik. Ben sorulara verdiği cevapları merak ediyorum. Belki bunları öğrenince soruları tahmin edebilmek de mümkün olabilir.


Yorum bırakın