Hakkında

Bloglaştırmak eski bir meşguliyetim. Yazmak ve sürdürmek için yeterli çabayı gösteremediğim, alıcısını bulamayan onlarca blog açmak girişiminde bulundum. Çoğu bir alan adı olarak kaldı.

İlk blog, “Genç Bahtiyar Payidar”ın gördüğü muhabbeti, – yeni fotoğrafik trendler ve yeni arkadaşlar mesela- bir daha görmedim. Fakat açmaya devam ettim. Müstakbel eşimle mektuplaşmak icin, okuduğum kitaplardan alıntı derlemek için, güncel medyatik sansanyonları arşivlemek icin vs. Nihayetinde masaüstünde bir klasörün veya microsoft word dosyasının gayet de işimi görebileceği durumlarda bloglaştırmanın vadettiği etkileşime talip olmuşum herhalde diyorum.

Bugünden geriye bakarak, daha fazla zaman ayırabildiğim iki blogun beni hala meşgul eden bir meselenin etrafında geliştiğini farkettim; öğrenciyken açtığım “Genç Bahtiyar Payidar” ve uzun süre sonra gelen mezuniyet başarısından hemen sonra açtığım “HayHak”. İkisinde cazibesine kapıldığım nesneler farklıydı ama beni tetikleyen şey aynıydı: muhatap olduğumuz imgelerin bizi abesle iştigal etmeye sürüklüyor olabileceği ihtimali.

İlkinde, şehirlerin muhtelif yerlerine özenle yerleştirilmiş Atatürk temsillerinin -resim heykel, yazı vs.- bizden fiziksel olarak ne beklediğini kurcalamak istemiştik. Ve fotoğrafik bazi cevaplarımız olmuştu.

İkincisinde, mimarlık okulundan kaptığım ‘estetik’ bakışla yüklü olarak, kitaplarda ve dergilerde gördüğüm bina temsillerinin, şehirlerdeki mevcudiyetinin peşine düşmüştüm. Bir envanter calışması yapmaktan çok, mimari övgü nesnelerini yerinde görmek, sayfalarda değil ama mevcut halleriyle karşılaşmak, nasıl olduklarını bilmek, kaydetmek istemiştim.

Burada kaldığım yerden devam etmek niyetindeyim. Mesele aynı : şeylerin fiziksel mevcudiyeti ile zihinsel meşguliyeti arasındaki mesafeyi kurcalamak. Bu mesafenin artırılmasıyla ortaya çıkan politik zeminde dolaşıma sokulan imgelerin, tesis edilen anlamların, suyumuzu bulandırdığını düşünüyorum. Buna karşı alan savunmasından ve Türkçe’den medet umuyorum.

Buraya blog mirasımdan bazı kalıntılar -yazılar, alıntılar, fotoğraflar- aktardım, aktarıyorum. Yazıları elden geçirmek, alıntıladığım paragraflara cevap vermek, eskitemediğim meseleleri yeni başlıklarda yazmak gibi uğraşlarım olacak. Yapısı gereği blog formatı yeni yayınlanana -post- öncelik verir benim öyle bir önceliğim yok ve okuru varsa onun da olmasın isterim. Kategoriler veya etiketlerin açtığı yoldan gidilerek öncelik sırası kısmen değiştirilebilir.

Bir yazı ve yayın mecrası olarak blog olayı eskimiş olabilir. Artık web üzerinden para kazandıracak içerik platformlardan herhangi biri gibi. Fakat blog okuryazarlığının en azından bizim kuşakta sürdüğüne inanıyorum. Yazmaya oturan biri olarak da muhatabımın kim olduğunu bilmek isterim. Bilmeden yazmak kolay değil.

Elbet bir hinlik içerir.