Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)

Bir okur olarak bu klasik kitabın kısa bir tarihini yazmak istedim. Kitabın matbuat serüvenini kurcalayarak yazarının ‘tarihçilik’ kariyerinde mühim bir eşik olduğu varsayılan bu kitabın içeriğinden çok piyasadaki dolaşımına ilişkin bazı tartışılabilir detaylardan söz edeceğim. Söz konusu ettiğim detaylar, bir kitabın yayınlanması sürecinde hangi tarafın tasarrufuyla öyle olmuştur bilemem. Fakat bir şekilde bu hususların okurun spekülasyonuna açık olduğuna inanıyorum. Ben burada eteğimdeki taşları dökeceğim.

Bunların nihayetinde artık çatlağını bulmuş ve ‘Tarihçilerin Kutbu” olarak da anılagelen dünya çapında bir Osmanlı tarihçisinin işine veya mirasına ilişkin kayıtlar veya kitabın bir değerlendirmesi değil. Kitabın gayet de tuhaf bulduğum serüveninin bir dökümü olarak okunabilir.

Bu meşhur kitap, ilk olarak 1973 yılında The Ottoman Empire: the classical age, 1300-1600 başlığıyla Londra’da yayınlanmış. Sonrasında bütün balkan dillerine ve Arapça’ya da çevrilmiş. Yazarı, bunları nihayet 2003’te YKY tarafından yayınlanan ilk Türkçe baskıya yazdığı önsözde bize aktarmış. 2019’da yayıncısı değişen kitabın tekrar baskı sayılarına bakılırsa çok da da ilgiye mazhar olmuş diyebiliriz.

İngilizce Baskılar

Evvela İnalcık ile yapılan nehir söyleşileri içeren ve 2007 yılında yayınlanan şu kitaptan, benim söz konusu edeceğim kitabın hikayesinin başlangıcına değinen böllümleri buraya alıyorum.

Wittek ile dosttuk, o zaman Arvanid Defteri çıkmıştı. Beni oryantalistler arasında tanıtan o kitaptır. Lewis Encyclopaedia of Islam’ın 2. baskısında Osmanlılara ait hemen hemen bütün makaleleri bana yazdırdı. Öyle sanırım ki, Lewis, Türk tarihinin doğru yazılmasını isteyen bir insan olduğundan bu işi bir Türk’e havale etti. Lewis’e demişler ki, “Bir Osmanlı tarihi yaz,” popüler bir tarih… Büyük bir lslamist ama Osmanlı tarihinin o kadar derinliğine inmemiş, bana siz “yazar mısınız ?” diye teklif etti…Classical Age ortaya çıktı böylece… (s.157)

The Ottoman Empire: The Classical Age Londra’da Weidenfeld and Nicholson diye meşhur bir firma tarafından basıldı. Bana yazılan mektupta, “200 sayfayı geçmesin ve uçakta bir yolcunun okuyabileceği, popüler bir kitap olsun,” denildi. Yazmaya oturduğum zaman zorlandım; o kadar popüler bir kitap yazamazdım. Hem popüler, hem de kısa. Sonuçta yarı popüler bir kitap oldu, Princeton’da tamamladım onu. (s.160)

Benim Classical Age kitabını,Prof. Norman ltzkowitz, ben Princeton’dayken Türkçe’den tercüme etti; kendisine müteşekkirim. Çeviri Londra’da basılacak. Benim tercüme oraya gidip yayımlanmadan önce Itzkowitz’in aynı konuda kitabı çıktı. Benim İngiliz yayıncı, dedi ki, “Bu Amerikan İngilizce’si, burada gitmez, bir İngiliz, İngiliz şivesi versin kitaba … ” Colin Imber adında bir talebe bulduk, o İngiliz lngilizce’si yaptı. Sonuna bir lügatçe koydu, daha iyi oldu. Kitabım nihayet çıktı: The Ottoman Empire: The Classical Age, 1300-1600, Londra, Weidenfcld and Nicolson, 1973. İyi karşılandı, 4 kez basıldı şimdiye dek, tüm Balkan dillerine ve Arapça’ya çevrildi; fakat macerası bitmedi, onu benimseyen başkaları çıktı. 2002 yılında Prof. Colin Imber, The Ottoman Empire, 1300·1650 (New York,2002) diye bir kitap çıkardı, kitap ana fasılları ile benim Classical Age’den az farklı. Her insan kendini dünyanın merkezi sayar. Modern insan her şeyi kendi menfaati bakımından düşünür ve kendini haklı sayar. Ne ise, bunu söylemeden geçemedim, affetsinler. (s.137-138)

Bunlardan en basit doneleri alarak şu çıkarımları yapıyorum;

1970’lerde İngiltere’de faaliyet gösteren meşhur bir yayıncı Osmanlı tarihine ilişkin akademik değil fakat popüler sayılabilecek, genel okuyucuya hitap edecek bir kitap yayınlamak istiyor. Bu iş her nasılsa Halil İnalcık’a havale ediliyor. İnalcık bu havale sürecini, söz konusu kitabın metni için kendisine önceden müracaat edilen tarihçi Lewis’in tasarrufu olarak anıyor ve bu tasarrufun adını doğru tarih için Türke yazdırmak diye koyuyor.

Halil İnalcık’ın bize aktardığı üzere, kitabın yayını için hazırladığı metin Norman Itzkowıtz ve Colin İmber tarafından İngilizce’ye çevrilmiş. Öyleyse bu metnin Türkçe yazıldığı yönünde bir çıkarım yapabiliriz. Daha sonra, söz Türkçe baskıya geldiğinde kullanmak üzere bu çıkarımı bir kenarda bırakalım. Şimdilik 2003 yılında yapılan Türkçe baskıya kadar geçen 30 senelik sürede yapılan İngilizce baskılara bakalım. İnalcık’ın da Türkçe baskıya yazdığı önsözde teyit ettiği üzere o zamana kadar 4 baskı yapmış bu kitap. Künye bilgilerine ulaşabildiğim kadarıyla bu baskıları sıralıyorum;

The Ottoman Empire; The Classical Age, 1300-1600 (History of civilisation), by Halil İnalcık translated by N. Itzkowıtz and C. Imber, Weidenfeld and Nicholson, London,1973 (1.Baskı)

The Ottoman Empire: the classical age, 1300-1600, Halil İnalcık, Aristide D.Caratzas, New Rochelle, N.Y., 1989, ©1973 (2.Baskı)

The Ottoman Empire: The Classical Age 1300-1600, Halil İnalcık, Oreon Publishing, Phoenix Press, London, 2000 & 2002 (3. ve 4. baskılar)

Bunlar böyle dizince göze çarpan bir detay var: çevirmen isimlerinin yavaş yavaş kayboluşu. Birinci baskıya ilişkin, burada veya şurada bulunan detaylarda söz konusu isimler de var. Fakat aynı baskının aynı sitede listelenen farklı edisyonlarından bir kısmında çevirmen bilgisi yok. İkinci baskı için de aynı durum geçerli. Bunun kitapları kataloglayanların tasarrufu ya da özensizliği olarak da alabiliriz. Kapağına ulaşamadığım ikinci baskının şuradaki kopyasından iç kapakta verilen çevirmen bilgisini görebiliyoruz. İlk olarak 2000 yılında Phoenix Press tarafından yapılan ve bugün amazonda satışta olan edisyonun künyesinde ise çevirmenlere dair bilgi yok fakat yazarın önsözünde bahis var. Bu bahsi alıyorum;

I would like to express my gratitude to Professor Bernard Lewis who encouraged me in writing this book. Professor Norman Itzkowitz and Dr. Colin Imber, moreover, kindly agreed to translate the book into English, which required not only linguistic competence in Turkish, but also considerable expertise in Ottoman studies. I am also indebted to Dr Colin
Imber for preparing the glossary.

Bir kaç paragraftan ibaret bu Preface yazısının devamında kitaba katkıda bulunan diğer isimler de anılmış. Bu sayfa ingilizcede yapılan ilk ve son baskılarda değişmeden kalmış. Hatta elimdeki pdf kopyalarından kabaca göz atabildiğim kadarıyla içerik de tamamen aynı. O halde neden piyasadaki dolaşım etiketi değişmiş olabilir? Bunun, artık zamanı gelmiş Türkçe baskıyla bir alakası olabilir mi ?

Türkçe Baskılar

  • Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ 1300 – 1600, Çeviri: Ruşen Sezer, Yapı Kredi Yayınları; Mayıs 2003 , (25. baskı: 201?), Kronik Kitap Nisan 2019

Türkçe baskıların kapağında göze çarpan “çeviri : Ruşen Sezer” ifadesinden doğal olarak ben de bu kitabın ingilizce yazıldığını düşünmüştüm. Ki içerikte de aksi yönde düşünmeyi gerektirecek bir şey yok. Öyle olmadığını farkedince bu kitabın hikayesini kurcalamaya başladım. Türkçe baskının künyesinde verilen bilgiye göre bu çeviriye temel alınan baskı Phoenix Press baskısı. Bu baskıdaki preface yani teşekkür sayfası Türkçe baskıdan çıkarılmış. Onun yerinde Türkçe yayın için yazarın hazırladığı önsöz yer alıyor. Yazarın iki teşekküründen biri” kitabı, İngilizce yayımlanmasından bu kadar zaman sonra Türk okuyuculanna sunmak imkânını verdiği için” yayıncıya gitmiş. Bu önsözde benim en dikkatli okuduğum kısmı buraya alıyorum:

1971-1972’de yazılan bu eser daha önce birkaç kez Türkçeye çevrilmeye çalışılmış ve başarılı olunamamıştır. Son kez Ruşen Sezer tarafından Yapı ve Kredi Yayınları için yapılan çeviriyi gözden geçirdim, düzeltmeler ve ilaveler yaptım. Bu Türkçe baskı, kitabın en son metni sayılabilir.

Bu satırların yazarı karşımda olsun da şunları sorayım isterdim; 1971-1972’de yazılan bu eser, sizin başka yerde anlattıklarınıza göre Türkçe yazılmış idi. Neden onu yayınlamayı düşünmediniz de 30 sene boyunca ingilizce metnin Türkçe’ye çevrilmesi çalışmalarının başarılı olmasını beklediniz? Söz ettiğiniz önceki çeviri çalışmalarının başarısız sayılmasının sebepleri nelerdir? Bu kitabın Türkçe yayını için temel kriteriniz başarılı çeviri miydi? Doğru zaman doğru tarih için önkoşul mudur?

Sonrası

Son olarak beni gıdıklayan başka bir şey daha var. Söz ettiğim Türkçe baskıların kapaklarıyla alakalı o şeyi, üçüncü bir kitabı da gündeme alarak açmak istiyorum: Colin İmber’in The Ottoman Empire, 1300·1650 (New York,2002) kitabı. Hatırlansın ki İnalcık yukarıda alıntıladığım söyleşisinde bu kitabı biraz da imayla yermişti. Bu kitabın Türkçe baskısı, Şiar Yalçın çevirisiyle Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından 2006 yılında yayınlanmış. Muhtemelen Halil İnalcık’ın kitabıyla rekabet edemediği için veyahut yanlış zamanda yayınlandığı için aynı yayınevinden tekrar baskısı yapılmayan kitap, 2022’de Kronik Kitap tarafından farklı bir çeviriyle yayınlanmış. Beni ilgilendiren bu yeni yayının kapağı. Kapakta kullanılan ve Kubbealtı ya da Divan-ı Hümayun’u tasvir eden görsel Tableau général de l’Empire Othoman dan. Anladığım kadarıyla özellikle ülkemizde Osmanlı tarihine ilişkin anlatıların en sık kullanılan imajlarından biri. Bu tasvirin matbuat serüvenini kurcalayacağım müstakil bir yazı ayırdım.

Burada, yukarıda ele alınan dolaşım hikayesine ucundan ilişmesi dolayısıyla gündeme aldığım görsel, YKY tarafından 25 baskı boyunca kullanılmış. Kronik Kitap ise farklı bir görsel kullanmış. Kronik, meşhur görseli 2022’de Colin İmber’in kitabının kapağında kullanmış. Tarih sırasına göre dizince şöyle bir hikaye;

Bu dökülenleri toplamak, bir sonuca varmak benim harcım değil. Gene bir okur spekülasyonu yaparak, istatistiklere bakarsak son 20-30 yılda memlekette yayınlanan bütün ‘kültür’ (sektörel) kitapları içerisinde, ‘tarih’ kitaplarının yüzdesinin anormal bir grafik çizdiğini göreceğimizi sanıyorum. Tarihe meraklı olmak da memleketin geçirdiği bu süre zarfında geçirdiği siyasi-ekonomik dönüşümün ufak bir getirisi olabilir.

Yorum bırakın