Çeviri Mimarlık Edebiyatı: Varsayılan

Weizman, 1995 yılında AA Londra mimarlık fakültesinde eğitim görürken Ramallah’daki Filistin Planlama Bakanlığı ve B’Tsalem (İşgal Edilmiş Topraklardaki İnsan Hakları İsrail Enformasyon Merkezi)’de gönüllü mimar olarak çalışmaya başladı. Bu çalışması sırasında, topografya ile ilgili hava fotoğrafları ve haritaların yeterli olmadığı ve çoğunun da İsrail hükümeti elinde olduğu ve vermeye de gönüllü olmadığı ortaya çıktı. Arsa kullanımı, tarım arazileri ve yol ağlarını içeren bu harita ve fotoğrafların egemenin elinde olması, sömürge edilen toprakların kontrol edilmesinin basit planlama ve tasarım hileleri ile gerçekleştiğini; Weizman, topografyaya dair hava fotoğrafları ve haritaların gerekliliği ortaya çıktığında anladı. İşgal edilmiş toprakların, mekan ve bölge organizasyonu yani imar planlarında kontrol, hava fotoğrafları ve karayollarının planları ile siyasi sömürgeciliğin ana elemanı olduğu görünür kazandı. Weizman ile Rafi Segal’in birlikte yazdıkları, bu alanda bir ilk olan “Sivil İşgal” isimli kitap; barınma-yerleşme hakkı, sivil kontrol ve egemenlik adına ihlal edildiğinde sorumluluğun sadece yerel yönetimler veya hükümetlerde mi… Bu ihlal sürecinde mimarın rolü ve mimari projelerin sorumluluğu… istisna hallerinin toprak ve egemenlik üzerinde farklı koşulları … gibi günümüze kadar yoğun tartışılmaya başlanacak olan sorunları öne çıkardı.

Bu paragrafı Eyal Weizman’ın “Oyuk Topraklar, İsrail’in İşgal Mimarisi” kitabının Pelin Tan imzalı sunuş yazısından aldım. Dört paragraflık yazının ikinci paragrafının tamamı.

Kulak tırmalayan bir Türkçesi var. Mimarlık edebiyatından aşinasıyım bu dilin. Bu vesileyle biraz kurcalamak istedim. Türkçe araştırması yapmam gerekti. Üniversite sınavına hazırlanan bir arkadaşa paragraf sorusu olarak sordum. Soruyu boş bıraktı. İnternet aramasında, şurada Tuncay Birkan’ı bu sorunun adını koymuş olarak buldum: tanıklık etmediğin olduğun bir vakayı aktarırken tanıklık etmiş gibi aktarmak yani –di’li geçmiş zaman kipi kullanmak yanlış. Doğrusu -miş’li geçmiş zaman. Bunun böylece adını koyduktan sonra mesele büyüdü. Bu çok tanıdık yanlışın dehşetengiz yeteneğini ölçmek için şu soruyu sormak isterim: İnsan neden tanık olmadığı bir vakayı tanıklık etmiş gibi aktarmak ister ?

Yorum bırakın